Rosatom Overseas yönetimi Ankarada Türk yöneticilere nükleer güvenlik semineri verdi




Rusya Nükleer Kamu Şirketi Rosatom’un yurtdışı yatırımlarından sorumlu Rosatom Overseas’ın yöneticileri Akkuyu Nükleer Santral Projesi kapsamında, Türkiye’de ilk kez tüm bakanlık, ilgili kamu kurumları, üniversiteler ve enstitü yöneticilerine “nükleer güvenlik” semineri verdi. Rosatom Başkan Yardımcısı Yukka Laaksonen Akkuyu’da uygulanan modelin tüm dünyaya örnek olduğunu belirterek, “Türkiye doğru yolda gidiyor. Akkuyu’da ilk ünitenin yapımına 2015 yılı sonunda başlamayı planlıyoruz” dedi. Rusya Bilimler Akademisi Nükleer Enerji Güvenli Gelişim Enstitüsü Müdürü Leonid Bolshov da güvenliğin birinci öncelikleri olduğunun altını çizdi ve “İmkansız gibi gelen durumları bile düşünmek zorundayız. En ciddi durumlardaki radyasyon sızıntısına göre önleyici tedbirleri alıyoruz” diye konuştu. Nükleer enerjinin Türkiye için bir zorunluluk olduğuna dikkat çeken Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İlker Sert ise Türkiye’nin 2023'te 2 nükleer santrali olacağını açıkladı.

 

Rusya’nın nükleer kamu şirketi Rosatom’un yurtdışı yatırımlarından sorumlu Rosatom Overseas şirketinin yöneticileri, “nükleer güvenliği” Türk yöneticilere anlatmak için tam kadro Ankara’daydı. Rixos Otel’de düzenlenen seminere, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Enerji, Çevre, Ekonomi, Kalkınma,Gümrük, Sanayi, Orman, Maliye, Eğitim Bakanlıklarından yöneticiler ile üniversite öğretim üyelerinin de yer aldığı yaklaşık 150 kişi katıldı.

 

Seminerin açılış konuşmalarını Türk tarafı adına Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İlker Sert ve Rus tarafı adına da Rosatom Overseas Başkan Vekili Jukka Laaksonen yaptı.

 

Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İlker Sert, Akkuyu Nükleer Santrali’nin kurulması için 2010 yılında Hükümetlerarası Anlaşma ile karar alındığını hatırlattı. Nükleer güvenlik konusunun Fukuşima’daki kazadan sonra çok daha zorunlu hale geldiğini belirten Sert, en son ve ileri güvenlik teknolojisinin Akkuyu Nükleer Santrali’nde uygulanacak olmasının kendileri için kritik önemde olduğunu anlattı. Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sert, Türkiye'nin enerji alanındaki dışa bağımlılığına işaret ederek, "Ülkemizin ekonomik gelişmesi çok iyi. Bu durum enerji ihtiyacını da artırıyor. Enerji kapasitemizi geliştirmemiz gerekiyor. Nükleer enerji bizim için bir zorunluluk. 2023 yılında 2 nükleer enerji santralimiz faal olacak" diye konuştu.

 

 

 

 

 

 

 

 Rosatom Overseas Başkan Vekili Jukka Laaksonen Akkuyu'da nükleer santral inşaatına 2015 yılı sonunda başlanılmasının planlandığını söyledi. Nükleer tesisin inşaatı konusunda genellikle bir kamu kuruluşuna görev verildiğini, daha sonra yurt dışında tedarikçi ile görüşüldüğünü belirten Laaksonen, "Ama Akkuyu Projesi’nde kamu kuruluşunun yerine teknik ve güvenlik kültürü açısından yabancılar tarafından kurulan bir yapı var. Bunun diğer ülkelere de model olacağını düşünüyoruz" dedi. Türkiye’ye Rusya’dan kaynak aktarılacağını ve ulusal altyapı tesisisinin de birlikte geleceğini anlatan Jukka Laaksonen sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Bu çalışmalar sadece çok uzun zaman nükleer enerji deneyimi olan kuruluşlar tarafından yapılabilir. Biz 100 yılı aşkın süredir bu nükleer enerji alanında çalışıyoruz. Ev sahibi ülkelerin kendi nükleer santrallerini yapmalarını sağlıyoruz. Bu konuda yeterli güvenimiz var. Lisans sahibinin sorumluluklarının yerine getirilmesini ev sahibi devlet sağlar. Bunun için Türkiye’de yetkili kuruluşlar olacak ve ilgili insan altyapısı oluşturulacak”

 

 

Rusya Bilimler Akademisi Nükleer Enerjinin Güvenli Gelişimi Enstitüsü Müdürü ve Rosatom Bilimsel ve Teknik Konsey Başkanlığı Üyesi Leonid Bolshov, konuşmasına Türkiye’ye ilk kez geldiğini söyleyerek başladı. Havalanından çıktığı andan itibaren harika bir atmosfer gördüğünü belirten Bolshov, Türkiye’den çok pozitif bir enerji aldığını söyledi.

 

Çernobil kazasından bu yana Rus nükleer teknolojisinde çok büyük ilerlemeler kaydedildiğine dikkat çeken Bolshov radyasyon hakkında da bilgi verdi.

 

200 mSv’in (milisivert) altındaki radyasyonun tıbbi açıdan risk oluşturmadığını belirten Bolşov, uluslararası anlamda kabul edilen limitlerin Çernobil kazasından sonra daha da aşağı çekildiği söyledi. Rusya’nın nükleer santralde çalışan personel için tavsiye edilen kabul edilebilir sınır olan 20 mSv’ye uyduğunu ancak bu karara uymayan ABD’de sınırın 50 mSv olarak kaldığını hatırlattı. Televizyon kulelerinden alınan radyasyon miktarının bile radyasyon için sınır değerlere denk geldiğine dikkat çeken Leonid Bolshov, “Nükleer santrallerdeki radyasyon limitleri, doğanın yaydığı radyasyondan çok daha düşük. Nükleer santrallerde 70 yıl boyunca toplam 162 ölüm var. Dünyada son 40 yılda petrol, doğalgaz, su, kömür gibi kaynaklarla çalışan tüm santrallerde yaşanan 390 kazada 8934 kişi hayatını kaybetmiştir. Bunlardan sadece 31’i nükleer santrallerde oluşan kazalarla ölmüştür. Buradan nükleer santrallerin güvenliğini ölçebilirsiniz. Fark heyecan verici” diye konuştu.

 

Rusya Bilimler Akademisi Nükleer Enerjinin Güvenli Gelişimi Enstitüsü Müdürü Bolşov, nükleer santrallerde güvenlik kültürü prensiplerinin kabul edilmesi gerektiğini vurgulayarak, santralde her düzeydeki çalışan için birinci önceliğin güvenlik olduğunun altını çizdi. Bolshov sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“İmkansız gibi gelen durumları bile düşünmek zorundayız. En ciddi durumlardaki radyasyon sızıntısına göre önleyici tedbirleri alıyoruz. Acil durumlar için hazırlıklı olup planlar, simülasyon eğitimleri yapıyoruz. Radyasyonla ilgili bilgileri halka aktarıyoruz. Akkuyu Nükleer Santral Projesi için kullanılacak VVER teknolojisinde bugüne kadar bir kaza yaşanmadı. Çernobil ve Fukuşima ile Akkuyu Nükleer Santrali arasında çok büyük farklar var. Akkuyu’da farklı olarak reaktörde 2 kaplı kapalı alan var. Bu çelik yapılar ile güçlendirilmiş bir alandır. Böylece bu alan daha güvenli hale getirilmiştir. Reaktörün altında da çekirdek tutucu var. Ayrıca aktif ve pasif koruma sistemlerinin kombinasyonu bulunuyor. Çekirdeğin erimesinden korunmak için herşey yapılmış durumda. Yani erimenin gerçekleşme olasılığı yok. Böyle bir koruma bölgemiz var. En kötü durumda ki bunu hayal etmek bile zor, çekirdek bu alan içinde tutulacak ve dondurulacak.”

 

Daha sonra konuşan Rosatom Overseas’in bir diğer Başkan Vekili Kovachev, Fukuşima kazasının nükleer enerji sektörüne etkilerini anlattı. Fukuşima kazasından nükleer enerji pazarının etkilendiğini belirten Kovachev, “Dersler alındı. Ama bu dramatik ve derin bir değişiklik olmadı. Birçok ülke nükleer enerji kullanma konusundaki kararlılığını teyit etti” dedi.

 

 

Milko Kovachev, Fukuşima'daki kazaya rağmen birçok ülkede nükleer santral projelerinin sürdüğünü, müzakere veya ihale süreçlerinin devam ettiğini söyledi. Dünya genelinde Rosatom’un nükleer teknoloji alanında açık ara önde bulunduğunun altını çizen Kovachev, 19’u yurtdışında olmak üzere 28 reaktörün  inşatını sürdürdüklerini anlattı. “Rosatom sadece nükleer santral inşa etmiyor. Bilim ve teknolojinin gelişmesine de katkı sağlıyor. Rosatom’un çok önemli bir tasarım kapasitesi var. Dünya üzerinde hem işletmeci hem de tasarımcı başka bir şirket göremezsiniz. Nükleer santral yaparken bizim için en önemli öncelik güvenlik. Eğitim nükleer santral yapımında bir zorunluluk olmasının yanı sıra çok kaliteli bir insan altyapısı oluşturulmasını sağlıyor. Sanayi ve sosyal altyapıda çok büyük bir gelişim sağlıyor. Nükleer programın geliştirilmesi, güvenliğin sağlanması ulusal bir sorumluluk” diyen Kovachev, katılımcıların atıkların bertaraf edilmesiyle ilgili sorularını da yanıtladı. "Atıkların ber tarafı konusu hükümetler arası anlaşmada açıkça belirtildi. Her ülke, atık yönetimiyle ilgili kendi ulusal programını geliştirmek zorunda. Akkuyu'da yabancı bir işletmeci olarak bizde, operatörle ev sahibi ülke arasında bu sorumluluk paylaştırılmış durumda" diye konuştu.

 

Rosatom Overseas’ın Başkan Vekillerinden Yuriy Sokolov konuşmasında Akkuyu Nükleer Santrali’nde kullanılacak olan VVER teknolojisinin en ileri, gelişmiş teknoloji olduğunun altını çizdi. Bu kararın Türkiye’nin gelecek 100 yılını etkileyecek önemde olduğunu vurgulayan Sokolov, nükleer enerjiye geçişte odak noktanın nükleer altyapının geliştirilmesi olduğunu kaydetti. “Sizin nükleer altyapınızı geliştirmenize yardımcı olabiliriz. Teknoloji sürekli olarak gelişiyor ve mevcut teknolojileri bile en yeni ve ileri teknolojilerle değiştirmek mümkün” diyen Yuriy Sokolov, Türkiye’nin ulusal nükleer altyapısının Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile ilişkilendirilmesinde ve iyi bir noktaya getirilmesi konusunda da yardımcı olabileceklerini söyledi. Sokolov, “Nükleer enerji konusunda aynı kayıkta olup sırt sırta dönmememiz gerekiyor. Bu bizi bir yere götürmez. Yüzümüzü aynı yöne dönüp, ortak bir hedef için çalışmalıyız. Bu konu sadece Rusya’yı, Türkiye’yi değil nükleer santral işleten tüm ülkeleri ilgilendiriyor.

 

 

Rosatom Overseas’ın Genel Müdür Danışmanı Sergey Boyarkin de Fukuşima'daki kazanın yeni inşaat çalışmalarını olumsuz etkilemediğini söyledi. Kazadan sonra 4 ülkenin nükleer enerjiden vazgeçeceğini açıklamasına karşın, 14 ülkenin nükleer santral yapma kararı aldığına işaret eden Boyarkin, "Almanya, kazadan sonra nükleer santralleri kapatma kararı aldı. Bu yüzden Almanlar elektrik için ilave olarak 37 milyar avro daha fazla ödemiş olacak. Bu, kapatma kararının neye mal olduğunun göstergesi" dedi. Boyarkin, nükleer enerjiden vazgeçme tercihinde Fukuşima’daki kazanın değil, küresel mali krizin etkili olduğunu kaydetti. Sergey Boyarkin, Akkuyu Nükleer Santral Projesinde belirli parçaların yapılması için Türk sanayicilere sipariş vereceklerini de sözlerine ekledi.

 

Seminerin son konuşmacısı Rosatom Overseas’ın VVER lisanslandırmasından sorumlu baş yöneticisi Aleksey Podlesnıkh oldu. Podlesnıkh Fukuşima kazasından sonra elde edilen deneyimler ışığında Akkuyu Nükleer Santrali’nin tasarımını anlattı. Nükleer santral tasarımında en temel güvenlik unsurunun önemli düzeyde radyasyon salınımına yok açacak kaza olasılığının ortadan kaldırılması olduğunu vurgulayan Aleksey Podlesnıkh Akkuyu NGS’de kullanılacak VVER teknolojisinin Fukuşima’daki kazadan önce geliştirildiğini hatırlattı. Podlesnıkh güvenlik önlemlerinin, 2012 yılında nükleer santrallere yönelik Avrupa’da yapılan stres testlerinden başarıyla çıktığını  da kaydetti.

 

 

 

Seminere ilişkin sonuçları değerlendiren Akkuyu NGS A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Rauf Kasumov da Akkuyu Nükleer Santral Projesi hakkında bilgi verdi. ÇED Raporu’nun Mayıs ayında Çevre Bakanlığı’na sunulacağını belirten Kasumov, “Projemizde herşey yolunda. Herhangi bir gecikme ya da erteleme söz konusu değildir. Tüm süreçler planlandığı gibi ilerlemektedir. Mümkün olduğunca şeffaf bir şekilde bilgilendirme yapmaya çalışıyoruz. Herkese kapımız açık” diye konuştu.

 

Yapılan konuşma ve soru-cevap bölümünün ardından Türk ve Rus tarafları arasında ikili görüşmeler yapıldı. Bu toplantılara Rus tarafını temsilen Rosatom Overseas yöneticileri, Türk tarafını temsilen de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkan Vekili Tahir Akbaş ve Enerji Bakanlığı Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi Başkanı Necati Yamaç katıldı. 

 

 

Akkuyu NGS A.Ş basın servisi