Nükleer Sektör Haberleri




02.02.2014

İdris Güllüce: Biz kalu beladan beri çevreciyiz

 

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Topkapı Eresin Hotel'de, Mimar ve Mühendisler Grubu'nun toplantısına katıldı. Güllüce, bir çevre fanatikliğinin oluştuğunu, bazı ülkelerin, özellikle Türkiye gibi gelişmekte, gelişmemiş ya da kendilerine rakip gördükleri ülkelerde, çevre bilincini, şuurunu, çevre nabzını, oranın gelişmesiyle ilgili bir kırbaç olarak kullandığını söyledi.



"O ülkeler kendilerini geliştirmeyle ilgili hangi projeyi atarsa atsın, eğer öbürleri o ülkenin ilerlemesini, o noktaya sahip olmamasını istiyorsa, hemen bu enstrümanı kullanıyor ve o projeyi engellemeye çalışıyor" diyen Güllüce, şöyle devam etti:

"Rahmetli Menderes nükleer santralle ilgili talimat vermiş. Ondan sonra gelen bütün hükümetler de 'evet' demişler. Fakat 'yapalım' diye inceden bir ses çıkar çıkmaz, 'nasıl yaparsınız' diye bir ses çıkınca, 'yok canım vazgeçtik' deyip herkes durmuş. Yani hepsi bir kere 'yapalım' demişler.



Bu hükümet, 'nasıl yaparsınız' bağırtısına rağmen 'yapacağız' dedi. Tabi çeşitli sorular sormak lazım. Fransızlar bizden daha mı az çevreci. Kanadalılar, Almanlar, İsviçreliler daha mı az çevreci. Oralarda niye oluyor. Bu bizde niye olmasın. Bir ülke, nükleer santrale ulaşırsa daha sonra da nükleer enerjiyi de bilen, kontrol eden bir ülke olursa, bu ülke hele de Müslüman ülkeyse başka sıkıntılar oluşturur diye mi korkup da karşı çıkıyorsun gibi soruları çoğaltabiliriz."



Çevreyle ilgili iki grubun bulunduğunu, birisinin, başkaları söylediği için, diğerinin ise çevre fanatiği olduğu için muhalefet ettiğini dile getiren Güllüce, çevrenin, hükümetlerin önünde birer engel olma mekanizması olarak kullanıldığını söyledi. Güllüce, konuşmasını şöyle sürdürdü:



"Çevre, Müslümanların öz be öz anasının ak sütü kadar helal, kendi mallarıdır. Kimse Müslümanlara, Türkiye'deki insanlara, ne çevreciliği öğretmeye kalksın, ne de çevrecilik edebiyatı yapsın. 3 bin rakımlı dağ köyünde yaşayan Hatice ablanın bile dünyanın en çevreci, hayvan ve insan haklarına saygılı hali vardır. Köylerde, analarımız, ninelerimiz, 'Oğlum taş atma köpeğe, niye atıyorsun, hayvan hakkı, kul hakkından önce gelir' der mi? Der. Dünyanın anasını ağlatacaksın, nükleer atıklarını getirip, korsan korsan atacaksın, Afrika'yı çöplük haline getireceksin, şunu edeceksin bunu edeceksin... Bize çevreciliği öğretme. Sen 70'lerde bunu öğrenmişsin. Biz Kalu Beladan beri çevreciyiz. Çevreyle ilgili kimsenin bizden daha iddialı olması mümkün değil."



Bir komutanın bir şehri fethedeceği zaman bir köpeğin yavrusunu emzirdiğini gördüğünü, hayvanın yavrusunu emzirme konforunun bozulmaması için o komutanın birliğini başka bir yerden o şehre soktuğunu anlatan Güllüce, "O Komutan Hazreti Peygamber. Hayvan hakkına bundan daha müşahhas ne gösterebiliriz. Sırtında sürekli kürk olanlar bize kalkıp da hayvan hakkı anlatmasın" şekline konuştu.

 

 

 

Kaynak: Timeturk